Biyografi

Katip Çelebi Kimdir? Eserleri Nelerdir? Savunduğu Fikirler Nedir?

Gelişmelerden haberdar olmak için bizi Google Haberler'den takip edin!

Mühendistan Google News

Katip Çelebi, takma adı Hacı Halife, Arapça Khaṭīb Shalabī veya Ḥajjī Khalifa, orijinal adı Musafa İbn ‘abd Allah, Şubat 1609 yılında İstanbul’da doğdu. 1657 yılında İstanbul’da öldü. Katip Çelebi tarih ve coğrafya ile ilgilenirdi. Bu yazımızda Katip Çelebi’nin hayatı eserleri ve İslam dünyasının aydınlanması için savunduğu fikirleri ele alacağız.

Katip Çelebi Kimdir?

Öncelikle Kâtip Çelebi’nin “Çelebi” unvanının nereden geldiğine bakacak olursak, Osmanlı edebiyatında seçkin, iyi yetişmiş, eğitimli kişilere verilmiş ve en çok asker oğulları, bürokratlar, bilginler, saray kâtipleri ve Konya ili yöneticileri için kullanılmıştır. Kelimenin tam anlamıyla tam bir İstanbul çelebisi (beyefendisi) olan Kâtip Çelebi, Osmanlı ve İslam dünyasında kuşkusuz seçkin bir temsilcisiydi.

Katip Çelebi doğuda birçok sefere katıldı ve bu sayede tarihi eser niteliğinde malzeme topladı. Çocukken Kuran ve Arapça gramer ve hat dersleri aldı. Ancak sonraki eğitimi pek istikrarlı ve muhteşem olduğu söylenemez. Savaşlarda görev alması sebebiyle derslerine vakit ayıramadığı çok zaman olmuştur. Buna rağmen görevleri dışında ki tüm zamanını kitap toplamaya, okumaya ve yazmaya ayırabilmiştir.

Katip Çelebi’nin Eserleri

Katip Çelebi’nin başlıca eserleri arasında: Keşfü’l-ẓu nû n’an asâmi’l-kutub ve’l-funûn (“Kitap ve İlim Adlarından Şüphenin Kaldırılması”). Bu eser Katip Çelebi’nin şaheseridir. Bu eser basılmış olan Arapça, Farsça ve Türkçe dillerinde 15.000 kitap hakkında bilgi veren Arapça bibliyografik ansiklopedidir. 

Bir diğer eseri Jihannuma (“Dünyanın Görünümü”) Avrupa atlaslarının ve diğer kaynakların Türkiye’de ilk kez kullanıldığı bir coğrafi eserdir .

Tuhfat al-Kibar fi Asfar il-Bahar (Türklerin Deniz Savaşları) esasında bir Osmanlı donanması tarihidir.

Dustūr al-amal li islah al-khalal (“Suistimallerin Düzeltilmesi için Talimatlar”), Osmanlı İmparatorluğunun ekonomik kriz için çareler öneren bir incelemedir.

Mizan al-hakk fi ihtijārī al-ahakq (Hakikat Terazisi), ilimleri ve İslâmî kanunları savunur ve fanatizmi eleştirir.

Evliya Çelebi, hayal gücünün tüm zenginliğini mitolojik anlatımının kalıbına dökmüş, okuyucuyu geçmişin görkemiyle cezbetmeye çalışmıştır.

İslam ilim ve düşüncesini bir bütün olarak ele almaya ve yaşadığı dönemin belli başlı sorunlarına çözüm üretmeye çalışmıştır. Ele aldığı her sorunu derinlemesine incelemiş ve günün kısıtlı koşullarında sahada yapılabileceklerin en iyisini yapmaya çalışmıştır. Yorulmak bilmeyen çabaları sonucunda kırk sekiz yıllık kısa bir yaşam süresi içinde, şaşırtıcı bir şekilde, çoğu “ebedi” olarak adlandırılan, her biri binlerce sayfa olan yirmi bir kitap üretmeyi başarmıştır ve bu eserler bugün hala kullanılabilmektedir.

Dünyaca ünlü tarihçi Franz Babinger, Katip Çelebi hakkında aklımıza gelen her alanda bilgisi olan en büyük Osmanlı bilgini olarak bahsetmiştir.

Ünlü bilim tarihçisi Adnan Adıvar ise Türkiye’deki bilim rönesansının temsilcisi olarak nitelendirmiştir.

İslam Dünyası ve Aydınlanma

İslam dünyasında yeni bir aydınlanma hareketini desteklemek için yorulmadan çalıştı. Dönemin idari ve sosyal sorunlarına çözümler üretip bunları insanlara açıklamaya çalışmıştır.

Katip Çelebi, bilimsel keşiflerin Batı dünyası için sağladığı fırsatları ve Osmanlı devleti için getireceği tehlikeleri gördü. Bunların ortaya çıkaracağı sorunları tahmin edip çözüm yollarına dikkat çekmekle kalmamış, bu konuda yapılması gerekenleri devletin önde gelen şahsiyetlerine anlatmaya çalışmıştır. 

Devleti yönetenlerin mutlaka coğrafya bilgisine sahip olması gerektiğini ifade ederek, şöyle devam etmiştir: Ancak bu şekilde düşman illerine geçmek ve sınırları korumak için önlem almak mümkündür. Bu tür konularda bu ilme bilgisi olmayan cahil kimselerle o bölgenin yerlisi bile olsa istişare etmek doğru değildir. Katip Çelebi’ye göre bir vatandaş yaşadığı yeri iyi bilemez ve tanımlayamaz. Bunun için coğrafya bilgisine sahip olan kişiler ancak fikirlerine danışılması gereken insanlardır.

Katip Çelebi, Kâfirlerin ilimlere kıymet vererek ve ciddiye alarak bir çok yenilik icat ettiği ve bunlardan en önemlisi Yeni Dünya adı verilen Amerika kıtasını bulmalarını örnek göstermiştir. Katip Çelebi’ye göre sadece bu bile bilimin mutlak gerekliliğini göstermeye yeterlidir.

Katip Çelebi’nin kaleme aldığı eserlerin çoğu sadece ilmî değer taşımakla kalmamış, aynı zamanda döneme tanıklık etmiştir. Katip Çelebi sadece İslam dinini ve kültürünü yazmadı. İskenderiye Feneri (“İskender’in aynası” veya “dünya göstericisi”) eserleri gerek kâfirlerin gerek Osmanlı devletinin içinde bulunduğu vaziyete bir ayna tutmak istedi. 

Tarihçilikten coğrafyaya, felsefeden astronomiye, İslam hukukundan Kuran tefsirine, tasavvuftan edebiyata kadar hemen hemen tüm entelektüel disiplinlerle ilgilendi. İslam düşüncesinin klasik dönemlerinin aydınları gibi, evrensel kültürün tüm dallarını kucaklayan bütüncül bir tabiat anlayışına sahipti. Yaşadığı dünya hakkında her şeyi öğrenmeye hevesli olan bu büyük düşünür, zamanının bilgisini özellikle Batı’da gelişen bilimsel ve entelektüel faaliyetleri incelemek için mümkün olan her türlü çabayı gösterdi. Latince ve Yunanca kaynaklardan yararlanmaya çalıştı. Kesin olarak bilmek mümkün olmasa da, bu dillerdeki kaynakları okuyacak ve değerlendirecek kadar Latince ve Yunanca bildiği ortaya çıkmaktadır.

Kâtip Çelebi, dönemin medrese eğitim kurumlarında sistemli bir eğitim almamış, daha çok özel dersler alarak kendini yetiştirmiştir. Sistematik bir bilim adamı olmaktan çok meraklı bir entelektüeldi. “Resmi âlimler” olarak bilinen medrese mezunları, Katip Çelebi’yi hep küçük görmüşlerdir. Adnan Adıvar’ın dediği gibi, “Ona aşağılayıcı gözle baktılar.”

Kâtip Çelebi, genelde İslam dünyasında, özelde ise Osmanlı İmparatorluğu’nda görülen ilmî ve fikrî durgunluğu uzun uzadıya tartışmış ve öz eleştirilerde bulunmuştur. Ona göre, “İslam, fetihlerden sonra, Osmanlı devletinin gerileme dönemine kadar Anadolu topraklarında oldukça etkindi. O devirde toplum felsefe ve ilmlere dayalı bilgileri öğrenip kavradığı ölçüde soyluydu. 

Katip Çelebi’nin yaşadığı asırlarda alim Şemseddin el-Fenari, Kadızade Rumi, Hocazade (Mustafa Muslihüddin el-Bursevî), Ali Kuşçu, gibi şeriatı felsefe ile birleştiren emsalsiz âlimler vardır.

Müeyyed-Zade Abdurrahmân Efendi, Mîrim Çelebi, İbn Kemâl (Şemseddin Ahmed) ve İbnü’l-Hannâî (Kinali-Zade Ali Efendi) bu asrın önde gelen âlimlerindendir.

“Osmanlı devletinin başlangıcından Kanuni Sultan Süleyman dönemine kadar gerçek araştırmacılar, felsefe bilimleri ile şeriat bilimlerini birleştirmeleriyle ün salmışlardır. Fatih Sultan Mehmet sekiz medrese yaptırmış, Katip Çelebi ilmi öğreten bu yerlerin daha fazla açılması gerektiğini ve felsefe ilminin bu medreselerde öğretilmesi gerektiğini savunmuştur.

İslam Dünyası ve Batı Dünyası Karşılaştırması

Yaşadığı yüzyılın en dikkate değer şahsiyeti olan Katip Çelebi’nin, Gerçeğin Terazisi’nde veya Şüpheyi Giderme’ adlı eserlerinde o dönemde gelişen olumsuz atmosfere ve bilgi yetersizliğine ısrarla vurgu yapıyordu. Kimi zaman dönemin yöneticilerinin tepkisini çeken düşünceleri aslında Batıyla savaşın kan dökmekle değil ilim ve yeniliklerle olabileceğini ifade ediyordu.

Katip Çelebi’nin Jihannuma adlı eserinde Batı dünyasının son zamanlarda özellikle astronomi ve coğrafyada büyük ilerlemeler kaydettiğini, buna karşılık Müslümanların ise bu konularda yetersiz olduklarını görmek onu derinden üzmüştür. Bu nedenlerle kendisini bu konulara adamış ve bu konularda birçok eser yazmıştır.

Hz. Muhammed’in “Yeryüzünü dolaşın ve Allah’ın kudretinin eserlerini görün” hadisi, Katip Çelebi’nin coğrafya ilmiyle ilgili kitaplarda araştırma yapmasına ve yeni eserler yazmasına vesile olmuştur.

Katip Çelebi, ilk Müslümanların Antik Çağ’da üzerinde durulan konulara ilgi duymalarının nedenlerini incelemiş ve bunu Müslümanları aydınlatmak amacıyla yaptıklarını tespit etmiştir. Bunu yaparken de filozofların üslubunu kullanmış, “insanlara akıllarının mertebesine göre konuşun” sözüyle bunu ifade etmişlerdir.

Ancak Peygamber ve ashabının asli görevi, din bilgilerini insanlara aktarmaktı; bilimsel konuların açıklanması- temel amaçları olamazdı. Bu hususta Katip Çelebi’nin görüşüne göre, Peygamber ve ashabı tarafından pratik ve teknik konularda yapılan açıklamaların mutlak anlamda kabul edilmesi gereken bilimsel gerçekler olduğunu varsaymak doğru değildir. Modern zamanlarda önemli bir referans noktası olarak sıklıkla başvurulan bu hadisi vurgulayan tek İslam düşünürünün o günlerde Kâtip Çelebi olduğunu düşünüyoruz.

Katip Çelebi, “kâfirlerin bu ilimlerle yeryüzünü ele geçirdiğinin ve bunun Müslümanlar için gelecekte doğuracağı tehlikeleri değerlendirdi ve Müslümanları astronomi ve coğrafya gibi yeni ve hızlı gelişme gösteren bilimlere daha fazla ilgi duymaya teşvik ederek talebelerine dersler vermiştir.

Katip Çelebi, Amerika’nın keşfinin ve Ümit Burnu yoluyla Hindistan’a erişimin olumlu ya da olumsuz neticelerini çok önceden fark etmişti. Öyle ki Hindistan Müslümanlarının Hollandalılara ve Portekizlilere karşı Kanuni Sultan Süleyman’dan nasıl yardım istediğini anlatarak, Padişahın Hindistan’a Piri Reis ve Seydi Ali Reis gibi ünlü deniz komutanlarını gönderdiğini söyledi.

Katip Çelebi’nin Çalışmaları ve Savunduğu Fikirler

Katip Çelebi, dünyayı bir bütün olarak kavrama çabasının ötesinde, dünyada olup bitenleri küresel olarak kavramaya çalışan bir düşünürdü. Bu amaçla, diğer İslam düşünür ve yazarlarından farklı olarak, dünya tarihini ister kronolojik olarak isterse ayrı olaylar açısından tam ve doğru bir şekilde bilmek için her türlü çabayı göstermiş ve bu amaçla elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmıştır. İhlasi Mehmed Efendi ile arkadaşlık etme fırsatı bulduğunda Latince ve Batı dillerinden çeviriler bu işbirliğinden çıkmış oldu.

Bunlardan biri de Johannes Carion’un 1548’de Paris’te yayınlanan Chronicle adlı eserinin Türkçe çevirisi olan Târih-i Frengîn’dir. Katip Çelebi tercümesinin girişinde şu kısa bilgiyi verir: “Bu eser, mühendis Cuvannes Karyo’nun kaleme aldığı kitabının Latinceden Türkçeye aktarılıp tercüme edilmesidir. Belirtilen zamanlarda meydana gelen dikkate değer olayların toplamını içerir. Söz konusu tarihçinin bu kitabı, 1531 yılında tamamlanmış ve 1548 yılında basılmıştır.”

“Bu satırların müellifi olan [İhlasi] Şeyh Muhammed ve Hacı Halife [Katip Çelebi], bu kitabı Hicri 1065 yılında İstanbul’da tercüme etmişlerdir.

Ayrıca Tarih-i Konstantîniyye ve Kayâsira adlı eseri çeşitli Bizans tarihçilerinden tercüme ederek buraya eklediğini belirterek , şöyle devam etti: “Bu kitabın asıl amacı tercüme olmayıp, üslubun güzelleştirilmesi ve dil kurallarına uygunluk hususlarına dikkat edilmeden olduğu gibi yazılmıştır. Allah’ın izniyle rivayet sırasında ortaya çıkan eksiklikler nakil sırasında giderilecektir.” demiştir.

Bu eserin 801 yılından Alexis Comnenus dönemine kadar Bizans İmparatorlarını kapsayan bölümünün Zonaras tarihinden alındığı, kenarlardaki yazıtlardan anlaşılmaktadır. Bundan sonraki üç yüz yirminci sayfaya kadar olan kısım Nichytas’ten, geri kalanı ise Chalcondyles’in Türk Tarihi adlı eserinden tercüme edilmiştir . Chalcondyles’in eseri, Osmanlı devletinin kuruluşundan, Fatih Sultan Mehmed döneminde Girit’in fethine kadar geçen dönemin tarihini kapsar.

Katip Çelebi’nin, döneminin önemli Batılı kaynakları aracılığıyla ve onlarla uyumlu bir şekilde Batı’yı tanımak istediği açıktır. Tercüme ettiği eserlerdeki tarihi hataları ve hatta taraflı yorumları değiştirmeden aktarmaktan çekinmemiştir. Çevirileri akıcı, okunabilir bir Türkçe ile yapılmıştı.

Katip Çelebi, Irshad al-Hiyârâ ilâ Tarîh al-Yûnâni ve al-Rûmi va-‘lNasârâ adlı elli sekiz sayfalık kısa bir eserde , doğrudan doğruya Yunan, Roma ve Hıristiyan devlet adamları ve devletlerindeki yönetim biçimi hakkında yazmıştır. Onun da dediği gibi Müslümanlar bu devletler ve toplumlar hakkında sağlıklı bilgilere sahip değillerdi. Verdikleri bilgiler genellikle gerçeklerle uyumlu değildi. Böylece Katip Çelebi, güvenilir kaynaklara ulaşmak için büyük çaba sarf etmiş ve bu eserinde Avrupa milletlerinin dini ve idari yapısı hakkında bilgi vermiş, örf ve kanunlarını tartışmış, aristokrasi, demokrasi ve cumhuriyetçilik gibi yönetim biçimlerini açıklamıştır. İbn Rüşd’den bu yana bu konulara değinen ilk Müslüman yazar Kâtip Çelebi’dir.

Dustûr al-Amal li Islâh al-helal adlı eserinde Katip Çelebi, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki bozulma belirtilerinin artık herkesin kabul ettiğini belirterek, devlet adamlarının kayıtsızlığına dikkat çekti.

Böylece Katip Çelebi, devletin mali ve idari işlerinin yeniden düzenlenmesi için bir an önce yapılması gerekenleri belirterek, insan vücudu gibi devletin de bir vücut kimyasına sahip olduğunu söylemiştir. Bir organın aksaması bütün vücudu etkileyebileceğini bu sebeple devletin her kademesinin sağlıklı işlemesi gerektiğini savunmuştur.

“Daha önce de belirtildiği gibi, orduya giren insanların fazlalaşması ile ilgili sıkıntılar, dikkatli asker seçimi ve iyi düşünülmüş stratejik önlemlerle ortadan kaldırılacaktır. Örneğin, geliri artıran ve hazineye fayda sağlayan vergiler, ordunun aşırı nüfusunu ortadan kaldırabilir fikrini ortaya atmıştır.

“Halkın güçsüzlüğünün çaresi, üzerlerindeki bazı vergilerin bir kısmının indirilmesi ve daha sonra devlet memurlarından para almamak, tecrübeli ve dürüst adamları uzun süre görevde tutmak ve zalimleri cezalandırmak suretiyle nizam sağlanabilecektir.

17. yüzyılın ve belki de tüm Osmanlı yüzyıllarının en önemli düşünürlerinden biri olan Kâtip Çelebi’nin eserleri, ölümünden kısa bir süre sonra Batı dillerine çevrilmiş olan şaheserleriyle geleceğimize dâhi ışık tutmaktadır.

Muhammed Enes İLGAZİ

Muhammed Enes İLGAZİ, 1997 yılında İstanbul'da doğdu. 2019 yılında Kocatepe Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Şu anda İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa Metalurji ve Malzeme Mühendisliği alanında yüksek lisansına devam etmektedir. Öğrencilik süreci boyunca uzun süreli Havacılık - Uzay ve Savunma sanayi sektörlerinde edindiği tecrübeler ile yine bu sektörlerin taleplerini karşılayacak akademik düzeyde bilimsel çalışmalar yapma hedefiyle emin adımlarla ilerlemektedir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu